Gitgide tüketmeye odaklanan bir dünya..
Dünyada tatmin olma, doyma gibi kavramlara çok uzak bir yaradılışa sahip olan insan madde dünyasını tüketmekle yetinmedi ve manevi tükeniş başladı. "Beni şu kadarcık sevsen yeter" sloganıyla sevgiyi yüzükteki tek taşa hapseden bir anlayış gitgide tüm duyguları bizi biz yapan değerleri satılabilir bir metaya hapsetti. Böyle bir dünyanın ızdırabıyla herşeyden ümidi kesip bu imtihanın biteceği günü beklemekten başka birşey kalmadığı çaresizliğiyle, belki gençliğinde verdiği bir heyecanla nabzı düşük umut çarpıntılarının savaşında ümitsizliğin kazanmak üzere olduğu bir zamanda, karşınızda umutlarınıza elektroşok yaparak ümit çarpıntılarını dizlerinizin bağını çözecek derecede yükseltecek bir umudun nerede karşınıza çıkacağı hiç belli olmuyor. Ben umudumu 2 hafta önce bir otobüsün içerisinde bırakıp çıkmıştım. Bu hayat ışığını bir otobüsün egzosunda kaybolmasının verdiği çaresizliği hissetmek istemezsiniz.
Bugün belki son dönemeçti benim için denemeye değerdi ve denedim . Hayata dair beklediğiniz bütün umutların yeşerip bu baharda çiçek açtığını ve belki bir ömür boyu yemyeşil bir cennet numunesine döneceğini bir düşünün.
Ey adını dahi bilmediğim umut sana sesleniyorum sesime ses ver bekliyorum ...